Kore Dizilerinde Yağmur Klişesi

Daha önce Kore Dizilerinde şemsiyenin öneminden Kore Dizilerinde şemsiye fetişi isimli yazımda söz etmiştim. Bu kez depresyona girip, sabrının son noktasına gelen başrol oyuncusunun yağmur altında kalma sahnesini ele alacağım.

Ben yağmuru çok severim. Ama yağmur pek çok dizide kötü bir unsur olarak ele alınıyor. Hele şemsiyesiz yakalandığınızda ıslanıp sıçana dönüyorsunuz ya, ondan olsa gerek. Ama kar yağışı hep mutluluk verici bir olaydır, hele de Kore Dizilerinde.

İlk örneğimiz I  hear your voice’dan. Çocuk kim olduğunu anımsayamıyor, artık başkalarının iç sesini de duyamıyor, kız gidip onu bulmuştu. İşin ilginci aynı yağmurda ikinci erkek de ıslanmıştı, “Hala benden nefret ediyor mu acaba?” diye düşünerek. ( 11. bölüm sonu  )

Aşağıda avukat kızımız deli olacağım, ben seninle ne yapacağım derken. Ne yapılacağı çok açıktı halbuki , hepimiz dizi sonunda gördük 🙂

Son izlediğimiz dizileriden Goblin’de Goblin mutsuzsa ortalığı sel götürüyordu zaten. Yağmur klişesinin son noktası :

Kıskanç erkekler yazımda vermiştim ama yeri geldi, bir kez de burada tekrar edeyim. Jealousy Incarnate‘de sevdiceğinin ikinci erkekle öpüştüğünü gören Hwa Shin bir de yağmurda sucuk olup sahnenin acısına acı katmıştı.

Yağmurun acıya acı kattığı en önemli sahnelerden bir şimdi de, bu sahnede 8. prensi tutanlar ah edip, hepsi 4. prensi tutmaya başlamıştı . İşte Moonlovers‘ın o sahnesi :

City Hall’da Kim Sun Ah’ın ağladığı, Cha Seung Won’un da üzüntüden kahrolduğu bir yağmur sahnesi vardır. Acılardan acı beğen :

 

Yine The Legend of the Blue Sea’de Jun Ji Hyun’un yağmur sahneleri vardır, kedi yavrusu gibi ıslandığı. Dizinin başında ve sonunda Lee Min Ho’nun şemsiyesiyle gelip koruduğu.

Cinderella and Four Knights’da bu kez ıslanan kadın oyuncumuz, Park So Dam’dır. Elinde annesinin külleri kapının önüne konmuştur. Allahtan Sky House’a gidince sekreter beyimiz şemsiyesini getirip kızı korur. ( 2. bölüm )

 

 

Yağmur bazen de travmatik olayların dejavusunu yaşatır. She was Pretty’de öyleydi mesela :

Yine baştan aşağı dramatik bir olayı hikaye eden I Miss you’da yağmur ve şemsiye önemli bir yer tutuyordu.

 

Peki CITT’de In Ho’nun yağmurda ekrandan piyano sahnesini izleyip ağladığı sahneyi anımsayanlarınız var mı ? Başına gelenleri hatırladığı sahne ? Belki sunbaeciler anımsamaz, ama ben anımsıyorum :=)

 

Lucky Romance. Kızımız üzgün, hastaneye gidip kardeşini sormuş, çocuk da peşinde. Dışarıya çıkıyor, yağmur boşanmış. Aldırmayıp yürüyor. Her şey bir kabus olsa düşünceleri içinde. Çocuğumuz şemsiyeyle yetişiyor.

Kızımız bu dizide pek ballıydı. Durakda da elinde şemsiyeyle ikinci erkek bekliyordu çünkü 🙂 Ay biz yağmura çıksak sucuk olup eve döneriz, millete bak 🙂

 

I need Romance 3, 14. Bölüm artık aynı evde yaşamıyorlar, yağmur yağarken kız hala itiraz ediyor, çocuk durumu açıklamakla meşgul 🙂 Bu dizide çocuk ne kadar yavru köpekse kız da o kadar dikenli kirpiydi, sinir etmişti beni ajhumma 🙂

 

Yağmuru üzüntüyle bağdaştırdık ama her zaman da öyle olacak diye bir şey yok. Hüznün değil mutluluğun başlangıcı olan nice güzel sahne de var. yazıyı bunlardan biriyle bitirmek istiyorum. Oh My Venus yağmur sahnesi.

 

You may also like...

2 Responses

  1. Kiperg says:

    Gençlikte yağmur romamtizm demekti,ajummalar içinse romatizma😉elde şemsiye,ıslak bir kedi gibi eve gelirdim “ben yağmurdan yaştan değil aşkından sırıl sıklamım”şarkısı eşliğinde…şimdiyse bunları seyretmek yapmakdan daha keyifli.Aklıma da hep Kore’ye ne çok kar yağdığı takılıyor..Tamam ülkenin coğrafik konumu belli de en romantik sahnelere yetişiyor kar,sun’i kar’ı koreliler mi keşfetmişti acaba?

    • Deli Ajumma says:

      Dizilerde öyle de nerdeyse İstanbul ile çok yakın gidiyor sıcaklık Seul’de.Yalnızca Temmuz Ağustos muson mevsimi, yağmur fazla 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *