Shin Ha Kyun , üç etkileyici filmde üç farklı asker / Joint Security Area, Welcome to Dongmakgol, The Front Line

13198510_10154128070953686_1935705121536291834_o

Shin Ha Kyun her filminde akılda kalıcı ve farklı karakterler çiziyor. Oynadığı üç film  var ki, Kore Savaşı ve Güney Kuzey Kore ilişkileri denilince akla gelmemesi imkansız, gerçekten seyredilmesi gereken, üç farklı film. Ben her birinden ayrı etkilendim.

Joint Security Area, Shin Ha Kyun’un tanınırlığını arttıran bir film olmuş. 2000 tarihli bu filmde Ha Kyun bir Kuzey Kore askerini canlandırıyor. bu filmin öyküsü de ilginç. Yönetmeni Park Chan Wook.  Blue Dragon ve Blue Bell ödüllerini de almış film. Başrollerinde Lee Young Ae, Lee Byung Hun, Song Kang Ho var, Ha Kyun’dan başka.

j2

 

Olay DMZ ( Birleşik Güvenlik Bölgesi ) Kuzey Güney Kore sınırında Kuzey Kore sınır askeri kışlasında öldürülen Kuzey Kore askerleri konusunu İsveç Askeri görevlisi Sophie Jean’ın ( Lee Young Ae ) araştırması olayıyla başlar. Güney Kore Askeri Lee So Hyeok ( Lee Byung Hun ) Kuzey Korelilerce esir alınmış, sonra- kurtarılmıştır görünüşe göre. Ama film ilerledikçe olayın öyle olmadığını geri dönüşlerle görürüz. Aslında Güney ve Kuzey Kore askerleri arasında bir biçimde arkadaşlık başlamış, filmin ilerleyişiyle çözülen gize kadar savaş durumu sırasında aynı ulusun evlatları olan gençler yakınlaşmışlardır. Shin Ha Kyun burada bir Kuzey Kore Askerini canlandırıyor. (Er  Jeong Woo-jin  ) Lee Byung Hun ise Güney Kore Çavuşu.  Song Kang Ho Kuzey Kore Çavuşu, Kim Tae Woo ise Güney Kore Askeri. Kim Tae Woo’yu God’s Gift / 14 Days’te Lee Bo Young’un avukat kocası rolünde izlemiştik. Song Kang Ho ise The Attorney filminin başrolündeydi. Lee Byung Hun’dan söz etmedim, Kore Sineması dediğimizde artık onu bilmeyen yok. Lee Min Jung bacımızın da kocası.

j3

j5

O arkadaşlığı görünce, savaşın ne kötü bir şey olduğunu, insanların birbirlerini sevmek yerine ne diye öldürdüklerini sorgulamaya başlarsınız. O dostluk hep sürsün istersiniz, gencecik insanların hiç de değmeyecek bahanelerle nasıl nefrete, düşmanlığa sürüklendiğini görürsünüz. Paylaştıkları yiyecek, içecek, sevdiklerinin fotoğrafı olsun istersiniz.

j6

 

j7

 

Yaklaşan sonu adım adım görürsünüz, ama yapacak bir şey yoktur. Film insanın içini  sızlatan bir biçimde biter. Oyunculuklar harikadır, yönetmen işini bilmektedir. Park Chan Wook  Kore filmi dendiğinde çok tanınan  Old Boy’u da  içine alan intikam üçlüsünün de yönetmeni. Ha Kyun Sympathy for Mr Vengeance’ın da başrol oyuncusu. İntikam serisini de yakın zamanda yazacağım.

Fragman :

Welcome to Dongmakhol ise bu üç filmin içinde belki de en çok hoşuma gideni. Park Kwang Hyun’un çıkış yaptığı ilk filmi. 2005 tarihli.  Senaryosu ve yapımcısı ise ünlü yönetmen ve senarist Jang Jin’in. Jang Jin Shin Ha Kyun ile iyi arkadaş olduğundan pek çok filminde Ha Kyun rol almış. Ben daha önce yönetmenin Man on High Heels  filmini yazmıştım. Film gişede çok büyük başarı göstermiş. Filmin müzikleri Joe Hisaishi’ye ait.

1

Film 1950’lerde savaş sırasında üç Kuzey, iki de Güney Koreli askerin savaş olduğundan bihaber, naif bir biçimde yaşayan bir dağ köyüne gitmelerinin öyküsüdür. Köyde uçağı düşen bir de Amerikan askeri vardır. Köyün deli kızı rolünde Old Boy’un kızı, Tablo’nun karısı ve tabii Haru’nun annesi Kang Hye Jung oynuyor. Diğer önemli rollerde Kuzey Kore Komutanı rolünde Jung Jae Young , Amerikan askeri Steve Taschler, KuzeyKoreli Lim Ha Ryong, Ryu Deok Hwan, Güney Kore askeri Seo Jae Kyung ve komutanı Shin Ha Kyun oynamaktalar.

4

15

 

16

Askerler başlangıçta itişip tepişmeye kalkacak, ama köylülerin o naif halinden ve durumun anlamsızlığından etkilenip savaşta değilmiş gibi yaşamaya başlayacaklardır. Bu arada Amerikalı pilotu arama ve kurtarma çabaları sürmektedir. Zaman içinde askerler köylülerle arkadaş olurlar. Amerikalı askerin küçük bir çocukla dostluğunu, Kuzey ve Güneyli askerlerin birbirlerine hyung / abi demesini, birbirilerini yaban domuzundan kurtarmalarını ve sonunda domuzu birlikte yemelerini, askerlerden birisinin köyün saftirik deli kızına aşık olmasını izleriz.

 

14

3

Köyde sürekli uçan ve kızın kovaladığı kelebekler barışı simgeliyor gibidir. Görüntüler muhteşemdir. Dışarıda ise savaş tüm hızıyla sürmektedir. Köyün bulunup bombalanması söz konusu olunca tüm düşman yanlar köyü korumak için birleşir.

 

12

9

Filmin daha önce tiyatrosu oynamış ve Shin Ha Kyun yine aynı roldeymiş. Olay gerçek bir olaydan alınmış. Görüntüler o kadar akılda kalıcı ki, her an bir tanesini bir yerlerde anımsayabilirsiniz. Bu film de savaşın anlamsızlığını derinden hissettiren bir film. Hele o köydeki insanların o savaşın içinde şirinler gibi yaşayışını görenler gerçekten ne oluyoruz derler. Savaşı körükleyen, askerliği yüceltenlerin bu filmi görmesi gerekir. Savaşlarda kazanan kaybeden değil, kurbanların olduğunu bir kez daha anlatan bir film.

 

11

1013

 

17

 

7

 

18

19

Amerikalı pilot

 

 

 

 

 

 

 

OST’tan

Son filmimiz The Front Line 2011 yapımı. Battle of Highlands adıyla da biliniyor. Yönetmeni Jang Hoon. Film savaşın bitmesine bir zamanı ele alıyor. Kuzey ve Güney orduları bir tepeyi karşılıklı alıp vermektedirler. Savaşın en kanlı dönemleridir. İki tarafında bitmek tükenmek bilmez bir savaşta nasıl harap olduklarını, hatta ateşkes duyurusundan sonraki 12 saatte bile üstlerinin yüzünden savaşmalarını izleriz. Signal dizisinin iki polisi bu filmde önemli rollerdeler. Özellikle Lee Jin Hoon etkileyici oyunuyla göz dolduruyor. Kuzey Koreli kadın nişancı insanın aklına Full Metal Jacket filmini getiriyor. Ryoo Seung Ryong, Ko Chang Seok,Ryu Seung Soo, David Lee diğer önemli rolleri paylaşmışlar.

f5

 

f8

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

f9

Sığınak

 

 

Shin Ha Kyun’un  komutanın şüpheli ölümü üzerine köstebek var mı diye araştırması için gönderildiği askeri bölük timsahlar adını almıştır. Timsah yavrularının yüksek ölüm oranından dolayı onlara bu isim verilmiştir ve durmaksızın ölmektedirler. Bölüğün komutanı geçmişte yaşadığı bir olay yüzünden morfinman olmuştur. Shin Ha Kyun’un daha önce birlikte askerlik yaptığı arkadaşı ise kısa zamanda terfi etmiş, ama acımasız bir asker haline gelmiştir. Bir süre sonra geçmişe yönelik sırlar da açığa çıkmaya başlar.

f3

Filmde kolunu kaybetmiş küçük bir kız, delirmiş bir asker, Kuzey Korelilerin Güneyde kalan ailelerine ulaştırmak istedikleri öte beriyi koydukları bir tahta kutu, karşılıklı gönderilen bazı eşyalar, son dakikaya kadar savaşan Kuzey ve Güney komutanlarının zil çalar gibi artık “Ateşkes ilan edildi” duyurusundan sonra olayın trajikomik halini farkedip gülmeleri, gencecik bir çocuğun söylediği ninni, keskin nişancı kızı vurmaktan çekinen asker gibi hep anımsanacak pek çok sahnesi var.

f4

f2f1

f10

 

İnsan bu filmleri izledikçe, yeterince bilgi olmasına rağmen bizde ne diye doğru düzgün savaş filmi yapılmaz diye düşünüyor , sonra doğru düzgün yapılan filmlerin de pek az olduğunu düşünüp susuyor.

 

You may also like...

3 Responses

  1. bunusevdim says:

    Shin Ha-kyun seven bir Türk gördüğüm için şu an çok şaşkınım. Harvest Villa ile ilgili internette yorum ararken bu sayfayı buldum. Benden başka bu adamın fimlerine, dizilerine saran pek yoktur sanıyordum, şu an içim rahat etti 🙂
    JSA’dan başlayayım. Benim Kore sevgim dizilerde Lee Young-ae (Dae Jang Geum), filmlerde Park Chan-wook (Old Boy) sayesinde oldu. Düşünüyorum da ilk izlediğim Kore dizi ve Kore filmi şimdi bile en sevdiklerim, sağlam başlamışım. Hal böyle olunca Lee Young-ae’nin oynadığı Park Chan-wook’un yönettiği JSA direk kadrajımdaydı, belki de izlediğim ilk filmlerden biridir. Yer yer sıkıcılaşsa da, “Kuzey-Güney keşke arkadaş olsa ah ah” temalı yerleri çok beğenmiştim. Hele birbirlerine bir şeyler verdikleri sahnede Halley benzeri marsmallowlu bisküviyi alan Kuzey Koreli askerin (ki Shin Ha-kyun oluyor) tepkisini hiç unutamıyorum. Ve tabii son sahne aslında filmin ilk sahnelerinden sen de fotoğrafını koymuşsun, filmi izleyip bitirince arkadan gülümseyerek geçen Koreli asker güruhu ne kadar anlamlı ve duygusal hale geliyor değil mi.
    Park Chan-wook’a bir dönem sarmıştım. Tüm filmlerini izleyeceğim mottosuyla gidiyordum. Vengeance üçlemesi, JSA, Cyborg, Three Extremes derken her şey sınırda ama güzel gidiyorken Thirst ile dedim ki burada her şey tadındayken vedalaşalım 🙂 Aynı Cho Min-sik ile I Saw The Devil filminde vedalaştığım gibi, bir daha asla bu adamın filmlerini izlemeyeceğim dedim ama kesin ilerde izlerim hahah.
    Gelelim Welcome To Dongmakgol’a. Bu film benim Kore filmlerinden ne izleyeyim diyenlere başlangıç önerimdir. Çünkü dizide her şey var. Aksiyon, arkadaşlık, vatan, millet, gerilim, hatta birazcık romantizm bile. Ama en önemlisi insanlık var. Film bittiğinde burnunun sızladığını hissedersin çünkü Koreliler de bizim gibi sıcakkanlı insanlar. Kore sinemasını Amerikan sinemasından ne ayırır bunu anlamak için bu filme bakmak yeterli. Domuz kovalama sahnesi, köylüler ortada kuzey güneyin askerlerinin ilk tanışma sahnesi, mısır patlama sahnesi, deli kızın sahneleri.. Saymakla bitmez, mutlaka mutlaka izlenmeli.
    The Front Line’ı izlemedim ama içinde Shin Ha-kyun varsa güzel olduğuna eminim.
    Diğer yazının altına koyduğun Shin Ha-kyun röportajını izleyince doğrusu çok şaşırdım. Filmlerine bakınca çok cürretkar biri olarak düşünmüştüm Shin Ha-kyun’u, ama ölümüne utangaç ve mütevazi olduğu görülüyor. Bu da bana Song Il-gook’un bir röportajını hatırlattı. SIG annesi önemli bir politikacı, ama kendisi çok utangaçmış, onunla bir röportaj yapmışlar, muhabir “Utangaç olduğunuz ve fazla konuşmadığınız söyleniyor, doğru mu?” diyor, cevap olarak Song Il-gook sadece gülümsüyor, hahahahhah, izlediğimde çok gülmüştüm. Nasıl olur da başlarda çapkın bir prensi oynayan hatta sonra dizi boyunca iki farklı kadına aşık olup onlarla evlenebilen bir adam gerçek hayatta nasıl iki lafı bir araya getiremez demiştim ama Shin Ha-kyun örneğinden de görebileceğimiz gibi böyle şeyler olabiliyormuş.
    Umarım korkutmamışımdım bu uzun yorumumumla hahahah. Kore sineması seven biri olarak, hatta siteye deli ajumma ismini koyan biri olarak, hislerimizin karşılıklı olacağını umuyorum 🙂

    • Deli Ajumma says:

      Açıkcası Shin Ha Kyun seven Türkler az. Benim tanıdığım bir iki ajumma dışında adamı karizmatik ve çekici bulan yok. Yalnız şunu da hemen söyleyeyim. Ben Seoul’de iken ellili yaşlarında bir Koreliyle konuşmuştum. ( Erkek ) Beğendiğim oyuncuları saydığımda içlerinden yalnızca Shin Ha Kyun’u tanıdıydı. Haa, güzel diyerek, zevkimi takdir ettiği her halinden belliydi. Adam oyuncu her şeyden önce. Bir de en iyi yönetmenlerle çalışmış olmak gibi bir avantajı var. Chan Wook Kore Filmi izleyenlerin sarmadan geçemeyeceği bir yönetmen zaten. Ben Kore filmleri ve dizilerini ayrı kulvarlarda görüyorum. Biri gerçekten ciddiye alınarak izlenecekken, açıkcası dizilerin çoğunu kafa boşaltmak ve naif duyguları yeniden tatmak için izliyorum. ( Zaten artık Türk dizisi de izleyemiyorum.)
      Song Il Gook aile olarak benim de ilgimi çekmişti. Özellikle karısı ile ilgili araştırma yapmıştım. Dört beş dil bilen, yargıç bir kadın kendisi, biliyorsundur. IL Gook’un tüm aile tanınmış, ülkenin ileri gelenlerinden. Oğulları ise beni benden alıyor her daim. ne yazık ki artık Return of The Superman’de yoklar, IG ‘dan izliyorum kendilerini 🙂

      Uzun yorumlardan niye korkayım, görmüyor musun, ben de yazmaya başlayınca bir türlü susamıyorum 🙂

  2. bunusevdim says:

    Evet ben de Kore dizileri ve Kore filmlerine ayrı gözle bakıyorum. Benim için havamdaysam Kore filmi, canım sıkıldıysa ve boş vaktim varsa Kore dizisi (çünkü ardarda 10 bölümü izlemem şart hahah), canım çok çok sıkkın ve içimden bir şey yapmak gelmiyorsa Kore eğlence programı 🙂 Shin Ha-kyun dediğin gibi tam bir aktör, yakışıklı olmadığı için bizim oppacılarca tanınmıyor, demek Kore’de ajusshi ve ajummalar onu daha fazla tanıyor, onlar da muhtemelen idollerle ilgilenmedikleri içindir. Bu durum benim de ajumma sınırında olduğumu gösteriyor sanırım 🙂
    Song Il-gook’un programdan ayrılışına çok üzülmüştüm, üçüzlerin yeni bölümünü her hafta iple çekiyordum. Zaten Sarang’da gitti. Neyseki Lee Hwi-jae ve ikizler program bitene kadar ayrılmayacaklar gibi.
    Song Il-gook’un eşini çok merak ediyorum. Yüzünü pek göstermeseler de onun olduğu bölümlerde ne kadar dominant bir karakter olduğu çok açık. Adalet işinde olduğu için kendisiyle ilgili pek bilgi verilmesinden hoşlanmıyordu.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *