Kore Dizilerinde Bizi Deli Eden Ayrıntılar

Bu aralar güncel izlediğim One Spring Night dizisi üzerine sosyal medyada dönen tartışmaları okuyunca, şimdiye kadar izlediğim dizilerde ne gibi tartışmalar yaşadık konusu geldi aklıma. Azıcık deşeyim istedim.

Öncelikle daha henüz bitmediği için yazmadığım, ama bitince yazıp linkini vereceğim One Spring Night’ta çoğu izleyicinin midesini ne bulandırıyor anlatayım. Kızımız dört yıllık erkek arkadaşından ayrıldı ve bir çocuklu bir eczacıya aşık oldu. İzleyicinin bir kısmı bunun aldatma olduğunu, kızın başını yerden kaldırmaması gerektiğini düşünüyor. Bu kadar kısa zamanda nasıl aşık olduğunu da anlayamadıklarını söylüyorlar. Üstelik erkek arkadaş daha önce ayrılmak istemiş, kız ayrılmamış, kendisi aşık olunca ayrılmaya kalkmış durumda. O yüzden de nahoş bir durum diye düşünenler de var. Hoş ex sevgili de bir yapışkan çıktı sormayın. O yüzden de acıyasımız yok çoğumuzun. Yalnız hatun duygularını kesinleştirince adama söyledi. Bu durumda aldatma olur mu ? Kızdan vazgeçmeyen eski sevgili, bir türlü kabul edemiyor ayrıldıklarını, o zaman ne yapalım ? Benim yaşıma gelince, yıllarca evli olup, ayrılan arkadaşlarınızı filan da görünce, eski sevgiliden ayrılmak aldatma gelmiyor. Sevmeye sevmeye ilişkiyi sürdürmek daha çok aldatma bence.

Bizim Türk izleyicisi sanırım en çok bu aldatma konularında hassas. Moon Lovers dizisinde karısı olduğu halde IU’ya hallenen Kang Ha Neul’ı ki biz ona nam-ı diğer 8. Prens diyelim sevmeme nedenimiz de odur. Gerçi ben Kang Ha Neul’ı çok severim reelde, ama bu dizideki rolü de pek sevimsizdi doğrusu. Bir de o yağmur sahnesinde kızın arkasında duramadı, 4. Prensimiz aslanlar gibi savundu ya kızı, orada iş bitti işte.

Jealousy Incarnate dizisinde ise Pyo Na Ri yani Gong Hyo Jin iki erkek arasında seçim yapamamış, bari ikinizle birlikte yaşayayım bir süre de, öyle karar vereyim demişti. O noktada çoğumuzun ” Çüş artık !” dediğini anımsıyorum.

İzleyiciyi diziyi izlemekten vazgeçiren, ya da isyan ettiren bazen de dizi senaryosu değil, oyuncu seçimi oluyor. En çok tartışılan ve izleyici kaçıran seçimlerden biri Encounter dizisi başrolleriydi. Çoğumuz “Ne olacak profesyonel onlar, tabii ki oynayacaklar.” dedik. Ama kalanımız da ” Başka adam mı yok yengesiyle oynuyor bu çocuk.”dedi. Hepsinin üstüne Song Joong Ki ile Song Hye Kyo boşanma kararı alınca – yoksa sadece Joong Ki’ mi demeliydim- işler iyice karıştı. Zaten çift arasındaki yaş farkı da epeyce göze batıyordu. Biz dizi boyunca “Ama ama Joon Ki ile Park Bo Gum kanka, bu öpüşmeler de nedir !” dedik durduk. Sadece biz değilmişiz ki, Park Bo Gum’u boşanmadan sorumlu tutup konuşanlar yüzünden çocuğun ajansı dava bile açtı.

Yine kadroyla ilgili başka bir tartışma Mr Sunshine öncesi oldu. Bu kez başrol oyuncusunun yani Lee Byung Hun’un gerçek hayatta kendisi gibi oyuncu olan karısını aldatması söz konusu edildi. Kim Eun Sook dizisi olmasına rağmen, ” O adamdan nefret ediyorum.” diyen pek çok izleyici diziyi izlemeye yanaşmadı bile. Ben önyargımı kırıp diziyi izlediğime memnun oldum. İyi diziydi çünkü. Bazen bazı şeyleri çiftlere bırakmalı. Kadın kocasını affetmiş, birlikte yaşamaya karar vermiş, bize ne oluyor ?

Bazen de dizideki eşleşmeler o kadar tuhafımıza gidiyor ki, diziyi baştan sona izleyip bitirenlerimiz bile içne sinerek izlemiyor. ya da yol yakınken geri dönüp yarım bırakıyor. Böyle olan dizilerden ilk aklıma gelen Temperature of Love dizisiydi. Yang Se Jong’ı yetenekli bir genç çocuk olarak beğensem de, kimse beni Seo Hyun in yaşında ve karakterinde bir kadının Kim Jae Wook gibi taş bir namca varken onu seçeceğine inandıramaz. Zaten kimse de inanmadı herkes de diziyi yarım bıraktı. Biz Kim Jae Wook’daki cevheri sezmişiz ki son dizisinde hepimiz ayıla bayıla izledik. Halbuki Seo Hyun Jin ile de YSJ ile olduğundan daha hoş sahneler çıkardı.

İzleyicinin upuzun bölümleri izleyip izleyip son 2-3 bölümü izlemediği bir dizi anımsıyor musunuz ? Anımsadınız değil mi ? Tabii ki Reply 1988. Dizinin finali resmen infial olmuştu. Reply serisi gereği iki namzetten biri seçilecekti. Ama herkesin hevesle beklediği Ryu Jun Yeol yerine Hyeri Park Bo Gum’u seçiverince, izleyici resmen ikiye ayrılıp savaşmaya başladı. Hayır dizinin kalanını da izlemedi o grup. Allahtan kız gerçek hayatta Ryu Jun Yeol’ü seçti de, izleyicinin bir miktar kalbi soğudu.

Hazır Hyeri’nin adı geçmişken yeteneksiz bulduğumuz oyuncular yüzünden de tartışmalar yaşayıp dizileri izlemekten kaçınıyoruz onu söyleyeyim. Reply 1988 haricinde Hyeri’ye dayanamıyorum ben örneğin. Hele Ji Sung gibi Jo Jung Suk gibi yetenekli oyuncuların yanında daha da çok sırıtıyor yeteneksizliği. Entertainer dizisinin az izlenmesinin nedeni budur bence. Keza Two Cops’ta da bromansa önem vermemiz yine kendisi yüzündendir.

İzleyicinin tepesinin tasını arttıran kararlardan biri de yaş farkının mide bulandıracak kadar fazla olması. Son zamanlarda nuna romanslardan gına geldi. Köpek yavrusu gibi genç çocukları ham yapıyorlar resmen. Ama tersi durumlar da çok feci. İşte Beautiful Mind onlardan biriydi ve Jang Hyuk’u çok sevmeme rağmen Park So Dam ile düşünememiştim bile. Ayn şekilde üstte söz ettiğim Entertainer’da da yaş farkı yüzünden neredeyse hiç romantik sahne yoktu. E madem böyle olacak, koysanıza olgun bir kadın ???

Bazen de yaş farkının ürperticiliği senaristin de aklındadır. Durumu kurtarmak için farklı bir yöntem dener, ama bu kez de inandırıcılığından yitirir. Çok ünlü Hong kardeşlerin Big dizisinin fiyasko olması bu yüzdendir. Lee Min Jung ile Shin Won Ho’nun iyi durmayacağını anlayan Hong Sisters diziyi Gong Yoo’ya omuzlatmışlardır, ama senaryo yalan olmuştur.

Son olarak Fantastik Kore dizilerinin çokluğundan ziyade inandırıcılıktan uzak olanlarının izlenmemesinden söz edeyim. Ya da izlense bile ” Bu da ne şimdi” nidalarıyla izlenmesinden. Her zaman söylemişimdir bilim kurgu ve fantastik diziler bile bir noktada akla yakın olmalıdır ki izlenebilsinler. Where Stars Land böyle bir diziydi örneğin. O süper güçler, ayaktaki aparat şu bu ne izliyoruz biz dedi çoğu kişiye. ASllahtan çift sevimliydi de onun uğruna izledik.

İşte ilk aklıma gelenleri yazdım, tabii o kadar çok var ki diziler hakkında tartıştığımız, saçma bulduğumuz, bizi izlemekten alıkoyan şeyler. Bir kısmına da zevk meselesi deyip geçiyoruz. Ama dizileri izlemek kadar üzerinde tartışmak da çok zevkli. Değil mi ?

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *