Hırslı Bir Kadın ve Onun Yolunda Heder Olan Üç Erkek / Misty

 

Heyecan dozunu giderek arttıran ve son üç bölümü heyecan içinde tartışa tartışa beklediğimiz dizi sonunda bitti. Şimdi yerine ne koyalım diye düşünme sürecindeyiz. Hırs, tutku, aşk, intikam, cinayet, polis, iş gibi konuların  birbiriyle harmanlandığı, merak ögesini üst noktada tutan bu dizi, tahmin edilebilir, ama olması istenmeyen sonuyla da bir tarafımızı kırık bırakıp gitti. Diziyi anlatmadan önce yine her zamanki gibi yazımda bolca spoiler olacağını anımsatayım da benden günah gitsin.

Bu dizinin en büyük kazancı Kim Nam Joo’yu tanımam oldu. My Husband got a family dizisinin çok iyi olduğunu hep okuyordum, ama 58 bölüm olduğu için izlemeye girişmemiştim. Dizi başladıktan sonra gerçek bir olaydan alınma Voice of the Murderer filmini de izledim. Hatun gerçekten çok iyi oyuncu. 2005 yılında yine kendisi gibi oyuncu olan Kim Seung Woo ile shot-gun bir evlilik yapmış. ( Hamile evlenmiş yani ) iki çocuğu var. Bu dizideki rolü için altı ay pilav yemediğini öğrendim. Zaten ip gibi kadın, daha ne kadar incelecek bilemiyorum. Hem basın toplantısında hem de dizide giydikleriyle resmen defile yaptı kadın. Gözümüz gönlümüz şenlendi. Ben giyim tarzını  eski oyunculardan Lauren Bacall ,Katherine Hepburn, Bette Davis’e filan benzettim. Kim Nam Joo dizide çok dipten tepeye tırmanmış, başarılı ve dürüst ama bir o kadar da hırslı bir anchorwoman’ı, TV Haber spikerini oynuyordu.

 

 

Yukarıda basın toplantısında yanında gördüğünüz jilet namca ise başrol kadınımızın fedakar, vefakar, yakışıklı, çekici, önce savcı, sonra avukat olan kocasını oynuyordu. İyi bir aileden gelmiş, babası da hukukçu bir avukat. Ji Jin Hee’nin daha önce Second Last Love dizisini yazmıştım. O zamandan beri kendisini severim.  Ji Jin Hee de gerçek hayatta evli ve iki oğlu var.

Hatunun sevgililerinden ikincisi, aslında tarih sırasına koyarsak ilki çocukluk arkadaşı olan namcaydı. Onun uğruna hapis yatmış çıkmış, çıkar çıkmaz da tam bir stalker gibi ( Artık bu sözcük çok biliniyor, ama insana musallat olan, yapışan mı demeli Türkçe ne demeli ?  ) kadını takip edip kendince onu korumaya aldı. Bu rolü oynayan namca, yani Im Tae Kyung aslen müzisyen, iyi bir tenormuş. Bu da oynadığı ilk dizi sanırım. Çoklu yetenek bunların genlerinde var kardeşim. Youtube’dan bir kaç videosunu buldum, siz de bir bakın isterseniz.  Haa bu arada adamı dinleyen hatunların mimiklerini kaçırmayın derim 🙂 İkinci parça My Love from the Stars dizisinden You are My Destiny . Burada ve burada. 

Im Tae Kyung’un ( Ha Myung Woo ) çocukluğunu oynayan Seo Ji Hoon da çok sevimliydi.

 

Üçüncü erkeğimiz Go Hye Ran ( Kim Nam Joo )’ın gençken tutkuyla bağlandığı , ama daha yağlı parça bulunca bir kenara attığı Kevin Lee rolünü oynayan Go Joon’du. En sinirilleti namca da oydu bence.  Zaten öldürüldü ve dizi onun ölümünü aydınlatma yolunda ilerledi.

 

Kevin Lee’nin karısı da ortalığı karıştırmada epeyce becerikliydi. Epey sahnesi vardı. Jeon Hye Jin Pasta dizisindeki huysuz şefimiz Lee Sun Kyun’un karısı gerçek hayatta. İki de oğulları var. Laf aramızda evlendiklerinde ilk çocuğuna hamileymiş, yaramaz şef 🙂

Kevin’in karısı “Herkes kendine çok güveniyor, kendinden pek emin ” diye söylenirken 🙂

Dizinin dedektifi tanıdık bir yüzdü. Kore dizilerinin kadrolu polisi Ahn Nae Sang. Beceriksizliği beni benden aldı. Aslında senaristin bu konuda beceriksiz  olduğunu düşünüyorum. Bu kadar kuşkucu bir dedektifin en basit kontrolları yapmamış olması şaşılacak şeydi. Yazarımız yalnızca dedektif konusunda değil hukuki işlemler konusunda da dayanaksızdı. Ayakları yere basmayan  mahkeme , soruşturma sahneleri yazmıştı. Tamam ben savcı kızıyım, ama bir mahkemenin, davanın gösterildiği biçimde gitmeyeceğini bu işler ilgisi olmayan da anlardı.

Dizinin diğer yardımcı oyuncuları da rol çaldı. Örneğin Hye Ran’ın patronunu oynayan Lee Kyoung Young.

Hye Ran’ın yerine geçmeye çalışan çömez spiker.

Diğer iş arkadaşları da iyiydi. Ji Jin Hee’nin yardımcısı da tanıdık bir yüzdü. Lee Joon Hyuk.

Müşterin yoksa paran olmuyor, müşterin varsa da zamanın yok diye şikayetlerde.

 

Ji Jin Hee uzun bir süre, kocası olan, olmayan kadın izleyicilerin ” Bu nasıl erkek? Bunun gibi bir adamı nasıl buluruz? diye sorgulamalarıyla geçti. Adam yakışıklı, her daim karısının yanında, kadın bunu görmemezlikten geliyor, o yine de ” Ama ben kocasıyım.” diyor filan. Öteki çocukluk sevgilisi namcaya gelince, kadının burnuna konan sineğin peşinde. Kadının canını sıkmasınlar diye haşat etmediği varlık kalmadı. Kevin Lee’ye gelince reddedilmenin acısı ve öfkesini yıllarca atamamış, adam zengin olmuş, ünlü olmuş, parası var , karısı var, hala tehdit, şantaj kadının peşinde. Tamam akıllı, çekici, kimseden korkusu olmayan bir kadın. A ma ne oluyoruz yahu, dünya yüzünde bundan başka kadın mı yok ?  Sonunda hepsi bir biçimde kendi mezarını kazdı. Şimdi kadına suç bulmayalım. Üçü de olgun, belli şeyler yaşamış, doğruyu yanlışı ayırt edebilecek erkeklerdi. Hye Ran’ı da tanıyor olmaları lazımdı. Yeteri kadar kazık yemişler kadından. Akıllarını başlarına alsalardı.

Katil gözümüze soka soka ipucu verdikleri kişi çıktı. Ben şaşırmadım. Öte yandan Hye Ran’ın dizi sonundaki davranış biçimi bana inandırıcı gelmedi. O kadar dürüst haberci diye sunulan kadın susmazdı. Myun Woo’nun polis ifadesi de bir saatlik araştırmayla doğrulanır, ya da yanlış mı ortaya çıkardı. Müdür Jang’ın davranışı da o zamana kadar çizilen haberci karakterine uymuyordu. Senarist dizi sonunu bağlamaya çalışırken iyice dağıldı bence. Ya da aslında başka son yazmıştı, son anda değiştirince her şey tutarsızlaştı.

Dizide çiftin yatağa son zamanlarda adet olduğu üzere kazak ile girmediğine sevindim.

Hye Ran’ın giysilerini ve edasını , halini tavrını hayranlıkla izledim.

 

AradaJi Jin Hee’nin de hoş sahneleri olmadı değil :

Dizideki bazı mantık hatalarını kafaya takmazsanız, iyi oyuncuları ile izlemeye değer bir diziydi. Müzikleri ise harikaydı. Resmen müziği dinlemekten sahneye odaklanamadığım zamanlar oldu. Hemen link verelim .

Son söz : Farklı yönlerden çekici üç erkeğin sizi sevmesi çok şanslı olduğunuz anlamına gelmez.

You may also like...

2 Responses

  1. dileksem says:

    Başlangıcı benim için de çok iyi başladı dizinin. Gerilimi gizemi dozundaydi. Ortaya doğru dur bakalım dedim sonunda :/ husran. Ben de kopuş Go Hae Ran in milletvekilini alt etmesiyle başladı. Bir milletvekilini bu kadar kolay alt etmek olmadı. Sonra Han ji Won ile birbirlerine düşman iken “haber” için bir araya geldiler hadi o da tamam dedim. Sonra 3 kuşaktır hukukçu çok klas adam Kang Tae Wook’a adam oldurttuler onu da sineye çektim. Herkes olanların sorumlusunu ararken suç bende mi sen de mi diye sorgularken hapisten çıkan eski aşk hepimiz kendi seçimlerini yaşıyoruz kimsenin suçu değil bu dedi, sonunda doğru gitti bir şey demiştim ki birden Kevin’in karısına sen başlattın herşeyi deyip lise yıllarına gittik. Kızın söylediği sadece “neden o kuyumcuya borç almaya gitti ki kızları taciz ettiği söyleniyor” cumlesiymis her şeyi başlatan. Orda artık daha fazla hoş görülü olamadım :/ Polisin soruşturması ve mahkeme fasılların sen zaten yazmışsın hiç elle tutulur yanı yoktu malsef. Kurgunun başı çok güzel yapılmış fakat sonunda cuvallamislar. Dizinin sonundaki Kang Tae Wook ve Go Hae Ran in konuşmaları da başıyla tutmadı. Bu kadar hirsli bir kadın nasıl böyle duygusala bağlanır şaşkınlıkla izledim. Mutlu son beklemedim hiç ama başlangıçta çizilen karakterler ile eylemleri uyusmadi. Kevin Lee zaten şerefsizin bayraklisiydi keşke faaili meçhul kalsaydı da Kang Tae Wook u da beraberinde goturmeseydi.

    • Deli Ajumma says:

      Evet karakterler çok tutarsızdı, başta izlediğimiz kişiler dizinin sonunda öyle davranmamalıydı, senaryo kötüydü tabii. Oyunculuklar için izledik biraz da.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *